Teknoloji ve Hayata dair günceler

Kategorilerim


Etiketler


Arşivler


Koronavirüs Mücadelesi

Kemal İKİZOĞLUKemal İKİZOĞLU

Herkese merhaba,

Mart ayından itibaren istisnai durumlar dışında herkes evinde karantinasında kalmaya çalışıyor. Virüsün yayılımını azaltıp pik noktasına ulaşasıya kadar çoluk çocuk herkesin bir evin içerisinde kalması gerçekten sabır isteyen bir süreç. Daha önce virüs ile ilgili yazmış olduğum yazıya şuradan ulaşabilirsiniz. Bugünkü yazımda size bir yakınımızın yaşadığı Koronavirüs vakasından bahsederek süreci anlatmaya çalışacağım. Vaka durumunda verilen mücadeleyi biraz olsun size hissettirebilir.

Yaşadığımız durum yakınımızın ailesinde gerçekleşiyor. Virüsü nereden kaptığına dair 2 şüphe var. İlki, aile üyelerinden biri hemşire ve hastanede farkında olmadan kendisine virüs bulaşıyor.İkincisi ise diğer aile üyesinin alışveriş esnasında kaptığı düşüncesi. Ne zaman bulaştığı belirsiz fakat virüsü kapan kişi taşıyıcı olarak evdeki diğer aile fertlerine de bulaştırıyor. Önce evdeki bir kişide karın ağrısı şikayetiyle beraber hastaneye gitmekle başlıyor.Hastane bu şikayete karşılık herhangi bir durum olmadığını söyleyip gönderiyor.

Daha sonra devlet hastanesinden özel hastaneye başvurup bu durumun ne olduğunu araştırmakla devam ediyor. O gün hastaneye yatış gerçekleşiyor. Bu sırada hastane ziyaretleri de olmuyor değil.. Aradan 2 gün sonra test yapılıyor ve test pozitif çıkıyor. Hemen tedaviye başlanıyor. Diğer aile üyeleri için de durum aynı olmakla beraber diğer geri kalan herkese pozitif teşhis koyuluyor. Onları da hastaneye yatırıyorlar. Tek bir aile üyesi şu an sağlam ve onun da taşıyıcı olabileceği üzerinde duruluyordu. Testi negatif çıktı.

İşte bu kadar basit bir virüsü taşıyıp bütün herkese bulaştırabilmek.. Ben bunu soba gazından zehirlenme durumuna benzetiyorum. Kokusuz, renksiz,görülmeyen, hissedilmeyen bir şey bu virüste.. Aradan belli bir süre geçtikten sonra etkileri görülmeye başlıyor ki geç kalınmış oluyor.

Hastaneye yatırılan aile üyelerinden biri ağırlaşmaya başlayınca hava vermeye başlıyorlar. Daha sonra yoğun bakıma alınıyor. Hava için oksijen durumunda bir sorun yok. Fakat iyileşme sürecinde daha önceden bu hastalığı geçirmiş kişilerin bağışıklığına ihtiyaç var. Bu bağışıklığı alabilmek için istenen kriterlerin sağlandığı kan plazması gerekiyor. Kan bağışı yapabilmek için de:
-Daha önce hastanede test sonucu negatif çıkmış hastalığı atlattıktan sonra ikinci testin negatif çıkması
– Kan grubunun uyumlu olması
-Daha önce sigara, alkol kullanmamış, kronik hastalığı olmayan birey olması gibi kriterlere sahip olmak gerekiyor.

Kimsenin hasta olmaması için çabalanırken bir kişi hasta olduğunda ona yardımcı olmak isteyen kişilerin kritere uymaması insanı o kadar çok kahrediyor ki.. Sonra düşünüyorsun keşke şöyle yapmasaydım, keşke böyle yapmasaydım diye.. Samanlıkta iğne kaybetmek gibi bir durumun içinde çıkışı bulmaya çalışıyorsunuz. Diğer aile üyelerinin durumu hafif bir şekilde geçtiği bilgisini öğrensek de ağır geçen süreç için ne diyeceğini ne yapacağını bilemiyor insan.

Bu yoğun bakımda olan kişi hiç tanımadığınız biri olabilir, yakın bir akrabanız olabilir, kardeşiniz olabilir, anne – babanız olabilir, SİZ olabilirsiniz. Hissedin, çevrenizdekilere hissettirin. Dışarıda korumasız bir şekilde dolaşan bu insanların vurdumduymazlığını, hafife alışlarını daha sonra iş başa gelince yalvarışlara nasıl dönüşeceğini düşünsenize.. Ben korunuyorsam sadece kendim için değil, bir başkası için de bunu yapıyorum.

Zor şartlarda eş-dost-akraba çevresiyle istenen kriterleri sağlayan koca İstanbul’da 2 kişi bulduk. İlk kan verildikten sonra aradan 2 gün geçti ve verilen oksijen seviyesinin biraz azaltıldığı ve iyileşme belirtilerinin olduğu haberini aldık. Gerçek şu ki şu an yoğun bakımda yatan 1 hasta ve geri kalan aile üyelerinin hastanede bu tedaviye devam ettiği bilgisi var.

Bu yazıyı bir okuyucu olarak okuyup kapatabilirsiniz, durumu yaşayan biri için o iyileşme süreci tamamlanana kadar devam edecektir. Psikolojik olarak etkisi devam eden bu durumda kendinize ve çevrenize sorduğunuz birçok soru var:

– Neden bu salgına dünyaca maruz kaldık?
-Neden önlem ve tedbirimiz hiç olmadı?
-Tedbir alındıysa neden yetersiz geldi?
-2.dalga durumunda tekrar eve karantinaya mı döneceğiz?
-Eylül ayında grip ile korona ile mi mücadele edeceğiz?
-Ve sorulan daha birçok soru..

Cevapsız kalan sorular yerine artık cevabını verebileceğimiz adımlar atalım. Yeşil ve sağlıklı bir dünya için herkesin duyarlıca davranmaya başladığı, hissedebildiği ve anlam katmaya başlayan bireyler olabilmeliyiz. Aksi halde bu virüs bizim için bir başlangıç olabilir.

Bu süreçte Sağlık Bakanlığı’nın Koronavirüs sayfasını, Kızılay’ın Plazma Kan sayfasını ve Kanver sayfasını takip etmenizi, Hayat Eve Sığar uygulamasını indirip yakın takipte bulunmanızı isterim. Bir yardım eli de siz uzatabilirsiniz.

Yaşadığımız bu zorlu süreçte desteğini esirgemeyen herkese buradan bir teşekkür etmek istiyorum. Birlikte sağlıklı bir hayat yaşayabildiğimiz bir dünya dileğiyle..

Sağlıcakla kalın.
#EvdeKalın.

Eğitim ve teknoloji haberlerini, ilginç ve önemli bilgileri, kendimi geliştirdiğim alanlardaki öğrendiğim tecrübelerimi blogumda paylaşıyorum. Öğrenmekten ve paylaşmaktan zevk alıyorum.İnandığım bir şey var ki istisnalar hariç, hiçbir şey imkansız değildir. Mucizeler için zaman gerekir! Bu benim yaşam felsefem.

Comments 0
There are currently no comments.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.